1. Romanın Özeti (Dört Bölüm Halinde)
Roman, başkarakter Hayri İrdal’ın anıları şeklinde kurgulanmıştır ve dört ana bölüme ayrılır:
- Büyük Ümitler: Hayri İrdal’ın çocukluk ve gençlik yılları anlatılır. Hayri, saat tamiriyle uğraşan, mistik ve kanaatkar Muvakkit Nuri Efendi’nin yanında yetişir. Nuri Efendi için saat, insanın iç dünyasının bir yansımasıdır. Hayri bu dönemde “eski dünyanın” değerleriyle şekillenir.
- Küçük Hakikatler: Hayri evlenir, fakirlik çeker, ruhsal bir çöküş yaşar ve hatta bir ara akıl hastanesine düşer. Burada Dr. Ramiz ile tanışır. Dr. Ramiz, her şeyi psikanalizle (Freudyen bakışla) açıklamaya çalışan, Batı hayranı biridir. Hayri, iki dünya arasında sıkışmış, “işsiz ve amaçsız” bir bireydir.
- Sabah Rüzgarı: Hayri’nin hayatı, “modern insan” prototipi olan Halit Ayarcı ile tanışınca tamamen değişir. Halit Ayarcı, enerjik, pragmatik ve “yalanı gerçeğe dönüştürebilen” bir organizatördür. Birlikte, topluma zaman disiplini aşılamak iddiasıyla Saatleri Ayarlama Enstitüsü‘nü kurarlar.
- Her Mevsimin Bir Sonu Vardır: Enstitü devasa bir kurum haline gelir, yüzlerce kişi hiçbir iş yapmadan maaş alır. Hayri İrdal zengin olur. Ancak kurumun saçmalığı bir noktada patlak verir. Tasfiye süreci başlar ama ironik bir şekilde, kurumun gereksizliği bile yeni bir bürokrasiyle “gerekli” hale getirilir.
2. Detaylı Analiz ve Tematik Eleştiri
A. İki Zıt Kutup: Muvakkit Nuri Efendi vs. Halit Ayarcı
Romanın kalbi bu iki karakter arasındaki çatışmada atar.
- Nuri Efendi, saati “yaşayan bir organizma” olarak görür; tamir etmek bir ibadettir. Bu, Osmanlı’nın manevi ve yavaş zamanını temsil eder.
- Halit Ayarcı ise saati sadece bir “ayar” ve “verimlilik” aracı olarak görür. Onun için önemli olan saatin kendisi değil, saatin toplum üzerindeki otoritesidir. Bu, Cumhuriyet sonrası tepeden inme, şekilci modernleşmeyi temsil eder.
B. Şahsiyet Meselesi ve Hayri İrdal
Hayri İrdal, Türk modernleşmesinin kurbanıdır. Kendine ait bir iradesi yoktur. Nuri Efendi’nin yanında derviş gibi yaşarken, Halit Ayarcı’nın yanında modern bir bürokrat kılığına girer. Tanpınar burada, “Bir toplum kendi değerlerini terk edip başkasının değerlerini giyindiğinde, şahsiyetini kaybeder mi?” sorusunu sorar.
C. Bürokrasinin Absürtlüğü (Kafkaesk Bir Hiciv)
Enstitüde “ayar memurları” vardır. Yolda saati geri kalmış birini görürlerse ceza keserler. Kesilen cezadan alınan para, yine o kişinin saatini ayarlaması için harcanır. Bu tam anlamıyla “iş yapmak için iş icat eden” bir bürokrasi eleştirisidir. Tanpınar, kurumların işlevinden ziyade isimlerine ve kadrolarına odaklanan toplumsal yapıyı alaya alır.
D. Zaman Kavramı: “Ayar” vs. “Huzur”
Tanpınar için zaman, akıp giden bir şey değil, insanın içinde hissettiği bir derinliktir. Romanda “saatlerin ayarlanması”, aslında toplumun düşünce yapısının, yaşam tarzının ve tarihsel bağlarının zorla “ayarlanmaya” çalışılmasıdır. Ancak bu ayar tutmaz; çünkü dışarıdan müdahale (Halit Ayarcı), içsel huzuru (Nuri Efendi) yok etmiştir.
3. Eleştirel Sonuç
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, sadece bir güldürü romanı değildir. Tanpınar, “taklitçi modernleşmenin” insanı nasıl bir “yalan” içinde yaşamaya zorladığını anlatır. Kitabın sonunda Hayri İrdal’ın zengin ama mutsuz, modern ama köksüz olması, yazarın Türk toplumuna tuttuğu bir aynadır.
Roman, “Geçmişle bağını koparan, ama geleceği de sadece şekilcilik üzerine kuran bir toplum, saati ayarlı olsa bile doğru vakti bulabilir mi?” sorusuyla okuyucuyu baş başa bırakır.

